Showing posts with label yüksek lisans. Show all posts
Showing posts with label yüksek lisans. Show all posts

Friday, July 19, 2024

8 sene sonra yine karsinizdayim

 


Merhabalar arkadaslar. Çok uzun suredir blog yazamıyorum fakat biliyorum ki, bir cok insan burda paylsilanlardan faydalandı ve faydalanmaya devam ediyor. Epeydir birseyler yazmayı planlıyordum, lakin, 2 hafta önce Ayalığa yazlığa gelirken uçakta blogu okuyan bir dostumuzun ‘abi yazmıyorsun uzun suredir’ demesiyle 'yeter artık uleenn' deyip klavyenin başına gectim.


Aranızda beni 2007 senesinden beri takip edenler var, onlar icin burası Isvece açılan bir göz, Isvec Turkiye arasında kucuk bir bag noktasi. Buraya yeni gelen arkadaşlar icinse, söyle özetleyim; 2007 senesinde Stockholm KTH’ya Master icin kabul aldigimda Stockholm veya Isvecle ilgili 1 tane bile doğru düzgün bir bilgi, kaynak yoktu. O yüzden ben butun o sureci ve daha sonrasında 2016’ya kadarki dönemi hep kayıt altına aldım, insanlar faydalansınlar diye.

2016’dan beridir hayat baya bir değişti benim icin. Ikinci oğlum Emre Aksel dünyaya geldi. Ben bir kaç defa is değiştirdim. Birkaç defa ev değiştirdik. Fakat hala ayni bakis acısıyla insanlara, özelliklede genc azimli ve caliskan arakaslara nasıl faydalı olurum hissiyatı bende hic değişmedi.

Kis bir özetle son 8 senedir tum dunyada olduğu gibi Isvec de cok değişti. Global göçün etkileri, ekonomik ve kitlesel sağlık problemleri Isvec’i de vurdu. Özellikle Turkiye’den son 5-6 yıldır çok fazla sayıda doktor, mühendis ve kalifiye eleman geldi Isvece. Bu durum Isvec adına harika bir kazanimken, malesef Turkiye icin büyük bir kayıp.

Isvece gelip, buraya adapte olup, tekrardan hayat kurmaya calisan onlarca insanla tanistim son 5-6 yıldır. Birçoğu eğitimli, donanimli ve Isvec'e kolayca uyum saglayabilecek arkadaslarimizdi. İnsanların, özelliklede çocuklu ailelerin en büyük istekleri iyi bir sosyo ekonomik network’e dahil olabilmek, kendisini Isvece ait hissedebilmek ve yeni hayatlarına baslamak. 

Ben 17 sene önce, tek başına Stockholm'e gelmiş birisi olarak bambaşka bir süreç yaşadım. Ilk 5 sene yüksek lisans, is bulma, dil ögrenmeyle gecti. Sonraki 12 sene hersey 'hockey stick' etkisiyle katlanarak buyudu. Hem kariyer, hem sosyal anlamda çok güzel bir hayat yaşadım Isvecte. 17 senedir Isvecle ilgili hissitayim evlenip, coluk çocuğa kavusunca aslında biraz degisti. Söyle anlatayım;

Is hayati: Isvec sosyal devlet anlayisi, karsilikli güvene dayalı is yapma sekli ve insanların is dünyasındaki tutum ve davranislari benim icin harika. Eminim buna katilmayanlar olacaktır, çünkü duyuyorum ki dışlanan, mobbing’e uğrayan bir suru arkadasimiz da var. Benim kisisel tecrübem dil öğrenmek, Isvec hayatinin sosyal kurallarını öğrenip adapte olmak çok büyük bir avantaj sağladı bana. Özellikle de dil konusunda buraya gelen butun arkadaşlara en buyuk önerimdir, bir an önce Isvec'ce öğrenin. Dil hayatin geri kalan tamamında size çok farklı kapılar acacak.  

Sosyal hayat: Isvec'te sosyal hayat förening’ler yani dernekler uzerinden yürüyor. Bir çok aktivite önceden planlanmış, organize edilmiş aktiviteler. Mesela ben Efe’nin futbol takimina antrenör oldum. Böylece bir anda 20 tane cocuk ve ailesiyle tanisip, onların sosyal hayatinin bir paracasi oluveriyorsunuz. Ayni zamanda oturduğumuz apartmanın yönetimine girdim (bostadsrättsförening) böylece 200 tane aileyle bir sekilde muhatap oluyorsunuz. Size tavsiyem Förening’lerde aktif olmanız. Ister çocuğunuzla ilgili bir dernek, etkinlik isterse kendi hobilerinizle ilgili birseyler mutlaka bulacaksınız. Yani demem o ki, Turkiyede'ki akdeniz insani sicakligi ve dostluğu burda yok. Burada en iyi ihtimalle çok seviyeli ve saygili aktivite partnerleriniz olur. Kucuk sehirler biraz daha avantajlı fakat Stockholm gibi yüksek tempolu sehirlerde arkadas edinmek oldukça zordur. Tekrar yazayım, aktivite partneri olursunuz ama aktiviteniz (is, spor, dernek, sosyal faliyet, ask-mesk vs vs.) bittiği anda büyük ihtimalle birdaha aranmayacaksınız.

Artik hayat o kadar global ki dünyanın neresinde olursaniz olun, mutlaka kendi istediğiniz hayati dizayn edebiliyorsunuz. O yüzden hem Isvec’in şahane imkanlarından (kulturel, müzeler, doğası, parkları vs.) faydalanmak ve Isvece katkida bulunmak adına, hemde kendi 'minik kralliginizi' istediğiniz gibi dizayn etmek adına, iki ülke de size çok farklı bakis acıları ve fırsatlar sunacaktır. 

Herkese uzun bir aradan sonra tekrardan selamlar. Ben hala burdayım ve yardıma ihtiyacı olan herkese kapım açık. Facebook’da Isvec Turk Öğrenciler Birliği uzerinden de bana ulaşabilirsiniz. Sevgiler ve selamlar!

Sunday, December 5, 2010

Ev Partisi

Dun gece bizim evde dostlarla beraber eglendik. Isvecteki canli muzigin bir numarali adi Volkan da bizlerleydi ve bize muzik ziyafeti cekti. Aysugul ve Didemden muhtesem yiyecekler arti Dancing Queen Bella'dan inanilmaz gobek show ve kizlar icin hizlandirilmis dans kursu gecenin akilda kalanlariydi. Genel olarak muhtesemdi party bizlere katilan butun dostlara cok tesekkurler.







Tuesday, October 19, 2010

Buyuk Elcilikteki Etkinligimiz

Gecen hafta sonu Stockholmde, Turk Buyuk elciliginde TUF, TSAF ve Egitim Musavirligi ile beraber bir etkinlik gerceklestirdik. Buyuk elcimiz Zergün Koruturk'le bulusma imkanimiz oldu ve karsilikli fikir alisverisinde bulunduk. Gerek Turkiyeden gelen, gerekse Isvecte dogup buyumus arkadaslarimizin daha yakin oldugu, birbirleriyle iletisim icinde olduklari bir paltform yaratmaya calisiyoruz.




Friday, February 5, 2010

Stockholmde bir gün

Bu gün trendeyim, dışarısı -20 derece falan. O an kulağımda çınlayan melodilerı ve gözlerimin gördügü resmi sizlerle paylaşmak istedim...

Sunday, January 24, 2010

Sakta Vi Gå Genom Stan

Gecen yaz KTH de İsveçce kurslarım sirasinda bazi Isvecce sarkilarda ogrenmistik. Ama nedensi Sakta Vi Gå Genom Stan adli parcayi cidden cok sevdim. Sarki Stockholm yesilken cok guzel olur, aman hayat soyle guzel boyle guzel uzerine kurulu, ama ben yineden melodisini ve tarzini cok hos buluyorum. Eger sizlerde farkli birseyler dinlemek isterseniz, İsvec klasiklerine bir goz atmanizi tavsiye ederim. Birde, Norveçli Sissel den Koppången adlı parcayida dinleyin, bence oldukca basarili bir calisma.

Saturday, December 5, 2009

KTH'ye kabul edilmek için ne gibi kriterler var?


Gecenlerde aldigim bir maili burdan cevaplamaya karar verdim cunku istiyorumki herkes gorebilsin, ogrenebilsin. Aslinda her ne kadar herseyi yazsamda burdan, yineden insanlar okumadan tekrar tekrar ayni sorulari soruyorlar. O yuzden size tavsiyem lutfen blogu iyi okuyun, aklinizdaki herseyin az cok cevabini burdan bulacaksiniz. Neyse gelelim sorulara;

1- KTH'ya kabul edilmek için ne gibi kriterler var, neler bekliyorlar
Bu sorunun cevabi basvurdugunuz bolume bagli olarak degisir o yuzden bolumu incelemek ve ne gibi seylerin o bulum icin onemli oldugunu anlamakda fayda var. Cok iyi bir akademik gecmis mi, yoksa cok aktif bir ogrenci profilimi o bolum icin daha uygun buna artik kendiniz karar vereceksiniz.

2- Burs ya da iş bulmak kolay mı
Bence burs bulmak zor. Ozelliklede teknik bolumler icin sanirsam oldukca sinirli sayida burs var. Ama belki sosyal bolumler icin ve bayan arkadaslar icin sans biraz daha yuksek diyebilirim.IT ci arkadaslarin bence bir avantajida burda okurken eger programciliginiz iyi ise; mesela java, .NET falan iyi biliyorsaniz, ve aktif sosyal birisi iseniz part time is bulabilirsin.Is bulmaninda en iyi yolu internet. Cok iyi bir CV ve persona letter yazip internetten basvurun. Ama unutmayinki 100 yere basvurursaniz ancak 10 kisi size cevap verir ve sadece 1 tanesi sizi ise alir. Bu orandan yola cikarak ne kadar basvuru yapmaniz lazim bir dusunun.

3- Toefl istemiyorlar diye henüz girmedim ama girsem bana başvurularda fayda sağlar mı sence?
Bence saglamaz, hic yormayin kendinizi zaten ingilizceye gore degil CV ve niyet mektubuna gore kabul edeceklerdir. Turkiyeden 100% ingilizce egitim bile vermeyen okullardan KTH de master yapan arkadaslar oldu TOEFL la girmeden.

Kisa bir ozet gececek olursak bence en onemli sey cok iyi bir CV, yurt disi egitim tecrubesi, iyi bir niyet mektubu ve istemek bence burda mastera kabul edilmek icin yeterli. Ayricada Isvec bence Turkiyeden gelen ogrencileri cok seviyor cunku burda yeterince yabanci var, ama Turkler yeni yeni gelmeye basladilar. Umarim bu sayi dahada artar.


Friday, November 6, 2009

Girişimcilik ve Türkiye


Isveçe geleli 2 sene oldu, yüksek lisansımı tamamladım ve Stockholm HPde calismaya basladim. Son 2 yıldır sürekli takip ettiğim, içlerindede cok yakından tanıdıgım insanlar bulunan büyük bir grup var burda. Her ay herhangi bir sirkette, okulda veya herhangi bir cafede, barda bulusup yeni insanlarla tanismak, iş fikirleri geliştirmek ve networkünüzü genişletmek amacli düzenlenen etkinlikler bunlar. En sonuncu evente benim okuldanda hocam olan, ve girişimcilik uzerine cok taninmiş, ABD de Stanford da, Isvecde bizim okulda, Singapurdaki business school larda falan ders veren Tom Kosnik (fotografda gorunen kisi) isimli bir hoca konusmaci olarak katıldı. (bu arada yazımda cok fazla ingilzce kelime kullandigim icin kusura bakmayın, cok basarili bir yazici oldugum soylenemez)


Genel olarak, Silikon vadisi, Stockholmde Kista ve Singapurdaki ICT alaninda girişimcilikden, iş imkanlarindan, gelecekdeki market tahminlerinden falan konusuldu. Katılıcılardan biriside burdaki fotoda gordugunuz Jonas Kjellberg di; Skype eski yöneticileriden, kendisi girişimci, iş adamı ve yatırımcı. Bu konusma sırasinda bir cok ulkenin öneminden, o ulkelerdeki kaliteli iş gucunden, gelecekdeki artacak olan karizmasindan falan bahsedildi ama Türkiyenin adı bile gecmedi bu sunumlarda. Orda bulunan bir cok girişimci, yatırımcı, politicaki hepsi bir bir gelecekde onemli olacak ulkelerden bahsettiler ama Türkiyeden bahseden olmadi. Iste bu benim cok canımı sıktı. Neden diye dusundum kendi kendime, aceba Turkiye ICT alaninda iyi degil ondan mı ? Yoksa genel olarak kotuyuz ondan mı? Yeterince kaliteli is gucumuz yok mu? Aslında nufus olarak, genc nufus olarak cok iyiyiz ama aceba kaliteli elemanlarımız mı yok yeterince? Yada ulkemiz yeterince uluslar arası arenada tanınmış bir ülke mi degil? Ortalama bir insanımız kac dili cok akıcı bir sekilde konusabiliyor? Neden kimse bu event de Türkiyeden bahsetmedi? Bunu bir kacgundur aklımdan atamıyorum ve beni cok uzuyor bu durum.


Cok ilgincdir, toplantıda nerdeyse herkesin illakide vurguladıgı bir ulke vardi; Singapur. Asyaya acılan kapı, güvenilir, en az 2 yabanci dil bilen, caliskan, girisimci, yenilikci insanlar ulkesi, diye diye bitiremediler. Aceba bu Ingilterenin, ABD nin yeni bir oyunu mu? Yani nasıl Isviçreyi yarattılar bankacılk ulkesi yaptilarsa simdi aynı destegi Singapura mı veriyorlar? Neden bu kadar övüyorlar Singapuru? Halbuki ben orda yasayan insanlarin ne kadar baskı altinda, Ingiltere ve ABD sıkı yonetimi altında yasadıklarını duyuyordum, okuyordum? Simdi neden bu kadar cok reklamini yapıyorlar bu ülkenin?


Gelgelelim canım ülkemden, güzelim insanımdan biraz daha fazla hırs, caliskanlık, dünya capında iş yapan insanlar görmek cok istiyorum. Cok fazla potansiyelimiz var ama bunu kaliteli iş gucune cevirmemiz lazım. Yarin bir gun Çin gibi Hindistan gibi olmak istemem aslında. Yani sırf nufusu ile one cikan bir ulke olmakdansa, Isvec gibi bireylerin tam bir profesyonelce yetistirildigi, en az iki yabancı dil bilen, global dusunebilen insanlarin oldugu bir ulke olmayi tercih ederim. Umarım ilerde daha cok basarili, sesimizi tüm dunyaya duyurabilecek insanlar görürüz Türkiyeden. Buna cok ihtiyacımız var !

Sunday, September 27, 2009

Stockholme Kış Geliyor


Bu gun ogleden sonra bir arkadasin evinde mangal yaptik ve tum ogleden sonra futbol maci izledik. Aslinda yogun calisirken arada boyle bos gunler eklemek cok faydali oluyor. Gecen haftada Stockholmde okuyan Turk ogrenciler piknik yapmistik. Fakat guzel havalar artik yerini yavastan kis havasina birakmaya basladi. Heralde artik Stockholme kis geliyor. Tahminimce sonbahar burda cok kisa yasanacak bu sene. Turkiyeden kilometrelerce uzakta olsakda burdaki Truklerle biraraya gelip, mangal yapip, demleme cay icmek, ve hos sohbet oldukca eglenceliydi. Arada stres atmakda lazim.

Sunday, September 13, 2009

İsveçlileri Taniyalim



Yaklasik 2 sene once geldim Isvece, KTH de yuksek lisansimi bitirip burda HP de calismaya basladim. Bence diger kulturleri anlamak ve onlarla dogru iletisimi kurmak cok onemlidir. Bunu okuldaykende az cok biliyordum ama is hayatina girince insan daha cok anliyor diger insanlari anlamanin onemini. Zaten o yuzdendirki bir insanin basarisinda mesleki bilgi sadece %20-30 kadar etkiliyken, insan iliskileri ve kisilik ozellikleri en onemli seylerin basinda gelir. Bu iki senenin sonunda gozlemledigim kadariyla Isveclileri degerlendirmek istiyorumki buraya geldiginizde belki isinize yarar. Ilerki yillarda eger hala Isvecde olursam yine yazacagim ayni konuyu bakalim bakis acim degisecek mi zamanla?

Toplumsal Ozellikler:
- Insancil bir bakis acisina sahiptirler
- Insanlarin %70nin evinde internet, dijital TV gibi son teknolojiler mevcuttur. Hatta "European Capital of the Internet" diyede bilinir Stockholm.
- Uluslar arasi ticaret yapmaya cok yetenekli ve acikdirlar. (Ornegin, tekstil de dunya devi bir ulkemiz olmasina ragmen bir tane H&M imiz yoktur ama isvecliler Turkiyeden, Bangladesden ordan burdan yaptirip H&M markasiyla tum dunyaya tekstil satarlar.)
- Kulturlere ve insanlara karsi cok saygilidirlar.
- Toplumda kadinin yeri erkegin yeri ile tamamen esittir.
- Orta seviyeli insanlar en baskin grubu olustururlar. Gelir dagilimi cok dengelidir.



Yasam Tarzlari:
- Yuksek standardlarda yasamaya alismislardir
- Okumayi cok severler, gazete ve kitap okumak gunluk mutlaka yapilan birseydir.
- IT ve teknolojide girisimcilige ve yenilikleri oldukca acikdirlar.
- Siyasal ve sosyal esitlige inanirlar.
- Is yerlerinde genelde mudur odasi, mudur yardimcisi, mudur yardimcisinin yardimcisi gibi sifatli insanlar olmaz. Az cok herkes ayni yerlerde oturur kalkar, yemek yer ve hep beraber calisirlar.
- Yogun calisirlar ama asla sosyal hayatlarini ihmal etmezler.
- Sessizlikleri negatif anlama gelmez, dinlemeyi cok iyi bilirler.


Isveclilerin Kafa Yapısı:
- "less is more" ve "sense of fair play" anlayislari vardir.
- Acik goruslu, naif, kibar ve sabirlidirlar
- Sevmedikleri istemedikleri birseyi cogu zaman acik acik soylemezler. Negatif seyleri dile getirmekden cekinirler.
- Takim calismasina cok uygunlardir, takim icerisinde one cikip risk almakdan korkarlar.
- Sakindirler ve sinirli, kendini begenmis tavirlari sevmezler
- Olgunluk gostergesi olarak sakinlik, ayaklari yere basma ve gercekcilik goz onune alinir.
- Iletisimlerinde utangac gibi gorunebilirler ama bu onlarin iletisim anlayisindan kaynaklanir.
- Dakiklige cok onem verirler.


Isvecin Cografi Ozellikleri:
- 8.9 milyon nufuslari vardir.
- Ortalama yasam 80 yildir kadardir.
- Yuz olcumu bakimindan avrupanin 4. buyuk ulkesidir.

Monday, August 31, 2009

Master Tezi

Bu gun master tezimin sunumunu yaptim ve sonunda resmi olarak mezun olmaya hak kazandim. Su anda kaldigim yurtdan cikmamak icin mezuniyetimi biraz erteleyebilirim ama sonuc olarak, bolumumu basariyla bitirmis bulunmaktayim. Tezimi Vattenfall AB diye, isvec hukumetine ait bir enerji firmasinda SAP systems integration uzerine yaptim. Eger ilgilenirseniz tezimi burdan bulabilirsiniz: Master Thesis Paper. Yaklasik 4-5 ay surdu tezimi bitirmem ve isvecli bir hoca ile calistim. Benim tavsiyem, eger hocaniz isvecliyse teze baslamadan herseyi acik acik konusun. Bu isvecliler cok kuralcilar ve cok disiplinliler. Sizden ne bekliyor en sonda, tezi nasil yazmanizi istiyor, hangi formata gore yazmanizi istiyor, bu gibi detaylari mutlaka konusun. Cunku ben okulun resmi sitesinden buldugum formata gore yazmistim ve 100 sayfa yazmistim  yaklasik, ama tezin en sonunda hoca benden sadece 30 sayfa yazmami ve formatida scientific research paper tarzi bir sekilde degistirmemi istedi. 100 sayfadan 30 sayfaya dusurmek oldukca dert oldu, format degisikligi o kadarda zor olmadi ama siz yinede herseyi acik acik konusun, zamanlarinizi cok onceden planlayin.

Eger tezinizi sirkette yazmak istiyorsaniz, cok aktif bir sekilde internetten sirketlere basvurun. Mail atip, hangi konu uzerinde calismak istediginiz soyleyin. Bence sirketlerin profilini inceleyin, ve onlarin ilgisini cekecek, islerine yarayacak bir tez konusu bulup yarim sayfalik falan bir yaziyla o konu uzerinde calismak istediginiz, CV nizle beraber yollayin onlara. Bir diger tavsiyemde, sirketler size cevap verirse onlari telefonla arayin, ve sorun ne durumdasiniz, karar aldiniz mi falan diye. Cok asiriya kacmadan isin pesini sıkı takip edin. Herkes cok mesgul, herkesin isi gucu basindan askin, o yuzden siz onlari arayin. Cekinmeyin, girisken olun, aktif olun.
Eminim hepiniz cok iyi yerlere geleceksiniz, ve cok iyi isler basaracaksiniz. Simdiden hepinize bol sanlar diliyorum.

Friday, August 28, 2009

Stockholm

Arkadaşlar Stockholmün merkezinde cok uygun fiyatlarla alisveris yapacaginiz iki yerden bahsedecegim size. Ilk yer cok uygun fiyatlarla temizlik malzemesi, sabun, sampuan, deterjan, krem, sac jölesi falan tarzi seyler alacaginiz yer.Magazanin adi Eden (Stockholmun degisik yerlerindede var bu magazalardan), ve assagidaki fotografta girisini gorebilirsiniz. Assagidaki haritada sizler icin isaretledim yerlerini. İkinci yerde, adi ustunde, ikinci el esyalarin satildigi yer zaten. Onuda assagidaki haritadan gorebilirsiniz. Ordada kitapdan, kiyafete, koltukdan, uclu prize bir cok sey bulmaniz mumkun.

T-centralen e geldiginizde butun turistlerin yurudugu Drottninggatan diye bir sokak var. Metrodan cikinca zaten direk o sokaga cikiyorsunuz, iste o sokagi yukari dogru, yani suya zit tarafa dogru yurudugunuzde, iki yerde az ilerde. Orda buyuk bir kilise var, iki yerde onun etrafinda. Oralardan alisverislerinizi yapabilirsiniz. 2 yillik tecrubelerime dayanarak en uygun fiyatlarin orda oldugunu soyleyebilirim.



Saturday, July 4, 2009

Stockholmde Ikinci El Esya Alip Satma

Stockholme geldiginizde ilk yapacaginiz seylerden birisi oda bulmak, eger hala bulmadiysaniz, ve esya almak. Size bu amacla kullanilan Lappis bolgesinin forumlarini tavsiye ederim. Adresi su: http://www.lappis.org/
Bu siteden ogrenciler ikinci el esya alip satiyorlar. Sizde lazim olan bazi seyleri burdan cok ucuza alabilirsiniz. Aklinizda bulunsun lazim olur ilerde.

Tuesday, June 30, 2009

Kuzey Avrupa Turu

2007 yilinin agustos ayinin ortalarinda Stockholme gelmistim. 2 yillik bir egitimin ardindan yuksek lisansimi tamamladim ve isimi buldum. Daha gecen blog postumda is bulamadim diyordum ama kismetimde olan sey beni buldu ve HP de business developer olarak ise basliyorum 1 eylulde. Ise gec baslamam aslinda benim icin cok iyi oldu cunku yillardir planini yaptigim avrupa turumun yeni duraklarini gezme imkanim oldu. Adanadan cocukluk arkadasim Alperinde iznini alip, Istanbuldan Stockholme gelmesiyle dahada eglenceli bir tur yasadim. 2 Alper bir olup 1 haftada kuzey avrupayi alt ust ettik. Simdiki hedefim eger vizelerimi alabilirsem, Israil, Rusya ve bikac diger avrupa ulkesini gezmek. Neyse simdi gelelim kuzey avrupa turumuza.

20 Temmuz aksami Istanbuldan Alper Stockholme geldi. Cok buyuk bir sans eseri butun bir haftanin gunesli ve sicak olacagini ogrendigimde cokdan Alper ucagina binmis, isvece dogru yola cikmisti bile. Arlanda hava alanindan flygbussarna otobusleriyle sehir merkezindeki merkez istasyona, T-Centralen, gelmesi yaklasik 45 dk surdu. Stockholmde o gece disari ciktik ve kuzey avrupa turumuzun ilk ayagi olan Stocholmde gece hayatinin akisina biraktik kendimizi. Ozellikle Östermalmstorg civarinda cok guzel mekanlar var, bizde onlardan biri olan Ambassador'e gittik, sizede tavsiye ederim.

Ertesi gun, yani pazar gunu, Stockholmde gecirecegimiz 2 gunden ilkiydi, o yuzden fazla zaman kaybetmeden sehir merkezine gidip trustik yerleri gezdik. Size tavsiyem Stockholmde en az 2 gun kalin eger heryerini gezmek istiyorsaniz. Cunku bazi adalara gemiyle 1-2 saatde gidip gelmeniz lazim, ve oralar cok guzel. Daha sonra, gamla stan, östermalm civarlari cok guzel ve Stockholmun bir ada kenti oldugunu sehirin suyla cevrili dogasini cok iyi anlayacaginiz mekanlar.

Havaninda guzel olmasiyla beraber oldukca eglenceli bir sehir turu yaptik. Stockholm zaten oldukca temiz ve duzenli bir sehir, o yuzden gezerken hicbir problemle karsilasacaginizi sanmiyorum. Size tavsiyem burda kalacak hostelinizi daha onceden ayarlayip gelin, cunku yaz aylarinda havalarin guzel oldugu donemlerde hosteller hemen hemen full dolu oluyor. Stockholmum insanlarida oldukca kibar ve yardim severdir. Herkes mukemmele yakin seviyede ingilizce konusur ve soru sordugunuzda size yardim etmek icin elinden geleni yaparlar. O yuzden hem sehir olarak, hemde insanlari olarak size hicbir zorluk cikarmayacak, harika bir yerdir Stockholm. Yalniz butun kuzey avrupada oldugu gibi burdada yemekler bizim damak zevkimize pek uygun degil, o yuzden en iyi yemekler yine az cok tanidik bildik bir tad olan Burger King ve McDonald's lardan alinabilir. Fiyat olarakda big mac menu yaklasik 65-70 SEK yani, 13-14 YTL falan.

Stockholmde guzel bir gunden sonra, ayni gunun aksaminda gemi ile Finlandiya Turkuya gidip geldik. Aksam 7 gibi Stockholmden gemiye binip, ertesi gun sabah 6-7 gibi Finlandiya Turkuya vardik. Gece gemide eglenceler, muzik ve dans bulabilirsiniz. Gemi yolculugu aslinda cok eglenceli, cunku gemilerde alisveris merkezinden, supermarketten, restoranlardan tutunda eglence merkezlerine kadar hersey mevcut. Ayrica tax free alisveris yapma imkaninizda var ve fiyatlarda fena degil. Tek onerim, yemekler cok basarisiz ve asiri derecede pahali. Normal bir acik bufe yemek 200 SEK civari, yani 40 YTL, ve guzel bir yemek istersenizde ortalama 500 SEK civari, yani 100 YTL. O yuzden bilmiyorum nasil cozebilirsiniz ama gemide yemek en buyuk problem. Onun disinda en sevdigim sey ise, gemide uyumak cok eglenceli oluyor. Odalarda 1,2 yada 4 yatak mevcut, biz Alper le 2 kisilik oda aldik. Isvec Finlandiya gidis gelis yaklasik 1000 SEK tutuyor 2 kisi icin, yani 200 YTL falan.

Gemiyle Isvec Finlandiya arasi gidip geldikden sonra, ertesi gun sabah trenle Malmö ye gectik. Malmö, Isvecin guneyinde bulunan, havasiyla daha sicak ve daha cok yabanci insanin yasadigi ufak ama guzel bir sehir. Biz ordayken avrupa 21 yas alti futbol sampiyonasi vardi sehirde, o yuzden heryerde futbolla ilgili eglenceler, gosteriler yapiliyordu. Size tavsiyem, Malmö de 4-5 saat gecirin yeter, daha fazlasina gerek yok. Zaten sehir merkezi istasyona cok yakin, yuruyerek gidip gezip geri gelip treninize binebilirsiniz. Malmö ile Köpenhag arasi trenle 10 dk. Yani bizim Istanbulda kopruden karsidan karsiya gecmek gibi birsey. Bilet fiyatlarida Malmö Kopenhag 20 YTL falan ve her 15 dk. bir tren mevcut. Bir ek bilgide, Malmöde yasayipda Kopenhag da calisan bir suru insan var, o yuzden bu insanlar sabah bisikletleriyle istasyona gelip, ordan trenle karsiya geciyorlar. Zaten kuzey avrupa dilleride birbirinin aynısı, Fince haric, o yuzden dil problemide yok aralarinda.

Malmöden Kopenhaga gecip, orda 5-6 saat gecirdik. Belkide yeteri kadar gezemedik sehri ama ben Kopenhagdan pek haz alamadim. Sehirde sanki eski bir Almanya sehri havasi var. Yollari cok genis, binalari cok buyuk sehir merkezinde, renkler falan yesil sari direk Almanya havası verdi bana. Cok buyuk bir sehire geldik saniyorsunuz ama aslinda klasik bir kuzey avrupa baskenti. Az nufuslu, duzenli, sessiz sakin bir sehir. Aslinda diger kuzey baskentlerine oranla daha gurultulu, daha hareketli bir sehir havasi var, ama ben pek bi haz alamadim Kopenhagdan. Yemekleri oldukca basarisiz, insanlari biraz daha kaba saba, ama daha hareketli ve daha konuskanlar. Aslinda ne kadar dogrudur bilmem ama Danimarkalilar icin kuzeyin Araplari derler, yani soz verir yapmaz, eksik yapar, farkli yapar, kafasina buyrukturlar. Valla az cok katiliyorum bu fikre, ama siz yinede gezin gorun, oldukca tarihi ve guzel bir sehir Kopenhag. Birde Kopenhangda gines rekolari muzesini ziyaret etmenizi tavsiye ederim, ve sehir merkezinden 10 dk yurume mesafesindeki, adeta venedigi hatirlatan mekandaki, lokantalarda yemek yemenizi oneririm.

Kopenhangan sonraki duragimiz beni en cok etkileyen Norvec baskenti Oslo oldu. Norvece trenle gidip otobusle geri donduk. Size tavsiyem sakin kuzeyde otobuslerle yolculuk yapmayin. Bizimki gibi super luks otobusler yok, ve hizmet anlayislari acayip kotu. Fiyat olarakda nerdeyse trenle ayni, o yuzden sakin otobus denemeyin, cok basarisiz otobusler, uyumak cok zor, otobusler eski ve servis anlayislari sifir. Neyse gelelim Osloya, bence Oslo kuzey avrupa baskentleri icerisinde en temiz dogaya sahip, en duzenli sehir. Sehir merkezinde daglar ve denizler adeta birbirine karismis.

Diger kuzey avrupa ulkeleri cok duzdur, fazla dag bulamazsiniz ama Oslo cok farkli. Evler daglarinin yamaclarinda ormanlarin icerisinde kaybolup gitmis, ve sehir merkezinden daglara baktiginida evler ve orman ic ice girmis. Oldukca yesil, mavi, dogasi cok harika, suyu mukemmel bir sehir Oslo. Ama biraz ufak bir yer, yemekleri igrenc ve cok pahali. Bence 1 gun yeterli Oslo icin. Biz ordayken sehirde cok fazla insaat vardi, sebibide Osloda bir sehir yenileme projesi var. Dogayi maximum sekilde kullanmak ve daha sosyal, cevreci bir ortam yaratmak icin adamlar ellerine almislar kazma kurek, baslamislar calismaya. Zaten oldukca basarili bir sehir ama adamlar hala yetinmeyip dahada gelistirmeye calisiyorlar. Takdir ettim valla. Ama denizden petrol cikaripda super zengin olmakda boyle birsey olsa gerek. Gel gelelim, Oslo benim en cok begendigim sehir oldu yapi ve dogallik bakimindan. Ama Stockholm daha buyuk ve biraz daha eglenceli bir sehir oldugu icin, yinede burda yasamayi tercih ederim.

Oslodan sonraki duragimiz Finlandiya Helsinkiydi. Bu arada yorgunlukdan bitmistik ve Stockolme donup evde 6-7 saat zaman gecirmek istedik. Ayni gun burdaki birkac isimizide hallettik ve aksam 4.45 de olan gemiyi ben 6 da sandigim icin kacirdik :D Aslinda o an baya uzuldum, gunlerdir kuzeyde deli divane gibi yurumenin verdigi yorgunluk heralde beynimede vurdu ve saatleri kasirtirip gemimizi kacirdik. Ama neyseki baska fir firmadan son dakika bileti bulup, baska bir gemi ile Turkuya gittik. Bu sefer, Turkuda inip ordan otobusle Helsinkiye gectik. Trende otobusde yaklasik 2 saat suruyor ve fiyat olarak gidis gelis 30 euro falan. Neyseki sabah 7de Turkuya ulastik ve ordan otobusle Helsinkiye gittik. Otobus kullanmayin dedim ama bu seferlik 2 saatlik bir yolculuk oldugu icin bide express otobus oldugu icin burdada otobus kullandik. Ben 3 sene once Finlandiyada erasmus yapmistim ve o gunlerden sonrada Finlandiyaya ilk defa gitme imkanim oldu. O yuzden eski anilarimi tazeledim diyebilirim. Finlileri ve Finlandiyayi herzaman ayri bir sevmisimdir. Adamlar diger kuzeylilerden cok daha farklilar. Cok ilgincdir, egitim seviyeleri biraz daha dusuk, yaslilardan cogu ingilizce cok iyi konusamiyor ve asiri derecede utangaclar. Ama inanilmaz iyi insanlar.

Mesela Turkudan Helsinkiye bilet alacaktik ve ordaki otobus soforu bayana sordum; "burdan Helsinkiye gidecegiz, otobusmu trenmi daha iyi olur, fiyatlari nedir, kac saatte varirlar". Kadin o kadar durust ve kibarlikla anlattiki bana, fiyatlarimiz sunlar, saatlerimiz sunlar, trenlerin fiyati saatleri falan. En sondada bana diyorki; "sakin yanlis anlama ben sana illada otobusle git demiyorum ama biz 1-2 euro daha ucuzuz". Bu olay canim Turkiyemde olacak, bir muavine otobus bileti soracaksin, seni altdan girip ustten cikip o otobuse bindirtir :D ama iste Finliler durustluklerine herzaman hayran oldugum bir millet olmustur, ordaki Fin kadinda herseyi gayet normal bi sekilde anlatti ve yardimci oldu.

Helsinki cok ufak bir yer, nufusu 650 bin falan. Ama super temiz ve duzenli bir sehir. Insanlari oldukca kibar, saygili ve durustler. Finliler cok utangaclar ve sizin gozunuze bile bakmaya cekinirler. O yuzden yolda falan soru sordugunuzda cok utanirlar ve bazen ingilizce konusunca cok heycanlanirlar. Ama genel olarak Helsinki ve Finlandiya kuzeydeki cok guzel ulkelerden birisidir. Kesinlikle gitmenizi tavsiye ederim.

Genel olarak gezimiz harika gecti. Butun kuzey avrupa ulkelerini ziyaret etme sansimiz oldu. Aslinda en iyi olan sey, 1 hafta boyunca hava surekli gunesliydi ve sicakti o yuzden kuzeyde denk gelebilecek en iyi doneme rastladik ve cok eglendik.

Son olarak kuzey baskentlerini soyle bir kiyaslamak istiyorum,

Sehir guzelligi olarak;
1- Oslo
2- Helsinki
3- Stockholm
4- Kopenhag

Insanlarin guzelligi, iyiligi olarak
1- Helsinki
2- Stockholm
3- Kopenhag
4- Oslo

Genel olarak nerde yasamak isterdim
1- Stockholm
2- Oslo
3- Helsinki
4- Kopenhag

Kuzeydeki hicbir yemegi sevmeyen adam.


Turku, Finlandiya.


Kıyı şeridindeki evler. Oslo, Norveç.


Yeni opera binası. Oslo, Norveç.


Ruslar tarafından yapılan kilise. Helsinki, Finlandiya.


Kıyı şeridindeki restoranlar. Kopenhag, Danimarka.


Isvec, Finlandiya arasindaki ufak adalarda yasayan insanlarin evleri

Sunday, June 7, 2009

Isveç Danimarka Dünya Kupası Eleme Maçı

Dun Isvecin ulusal gunuydu, 6/6, ve Danimarka ile 2010 G. Afrika da duzenlenecek dunya kupasina katilabilmek icin bir grup maci yaptilar. Dun gece Stockholmde, National Arena da cok guzel bir ortamda maci kazanip, hemde national day lerini kutlamak isteyen Isvecli dostlarimiza destek olmak icin bizde stada gittik Ercanla. Ama ne yazikki Isvec 0-1 yenildi Danimarkaya. Maci anlatacak olursak, aslinda Isvec daha iyi oynadi ve daha cok sans buldular. Mesela macin hemen basindaki penaltiyi atabilselerdi eminim mac cok daha farkli olurdu. Ama neyse, sonucda Isveclilerin ne kadar sessiz sakin insanlar olduklarini staddaki hallerinden birkez daha gormus oldum. Bizde Turkiye-Yunanistan yada Turkiye-Isvicre maci oynansa heralde stadi yikar taraftarimiz. Ama Isvec halki daha sessiz sakin, daha feminin bir halk oldugu icin herhangi bir olay yasanmadi, kendi evlerinde Danimarkaya kaybetseler bile. Danimarkalilar daha fazla ses cikaran, bagirip cagiran daha hareketli insanlara benziyorlardi. Neyse, umarim Türkiyede Isvecde 2010 dunya kupanisa katilabilir.











Thursday, June 4, 2009

Mastera Kabul Edilen Erkek Adaylarin Askerlik Problemi

Yurt disinda bir universiteye mastera kabul edilmis bazi arkadaslarin askerlik probleminden dolayi vize almakda bazi zorluklari olmustu. Bu durumu yasan arkadaslarimizdan biriside Tolga Gürpınar arkadasimizdi ve bu problemini nasil cozdugu hakkinda bizler icin bir yazi yazdi. Kendisine cok tesekkur ediyoruz ve diger arkadaslarada "time to repay the community" lafini hatirlatmak istiyoruz :)

Tolga Gürpınar arkadasimizin yazisi:
-------------------------------------------------------------------
Merhaba arkadaşlar;

Malumunuz, askerlik biz erkekler için hiçbir koşul altında şakaya getirilmemesi gereken, takibi dikkatle yapılması gereken bir konu. Hele hele -benim gibi- lisans programını tamamladıktan sonra tecil durumundayken teknik altyapınızı zenginleştirmek amacıyla profesyonel kariyerinize start verdiyseniz. Evet, lisans programıyla master arasında profesyonel iş deneyiminin çok faydası olabilir ancak şu anda konumuz bu değil :)

Lisansı tamamlayıp diplomaları aldıktan sonra -eğer değişmediyse- 2 yıllık tecil hakkınız var. Şu nokta çok kritik arkadaşlar,2 yıllık teciliniz devam etmekte iken, 1. yılın sonunda askerlik şubesine gidip "ben buradayım, ve 5137 sayılı kanun uyarınca devletin bana vermiş olduğu 2 yıllık tecil hakkımın 2 yılını da kullanmak istiyorum" şeklinde bir dilekçe vermeniz gerekiyor. Eğer siz de benim gibi bunu bilmiyorsanız, anında bakaya kaçağı oldunuz demektir. Aranıyor olmak hiç hoş bir durum değil, bundan haberinizin olmaması da bakaya kaçağı olmamanız için kabul edilen bir mazeret değil. Yurtdışına çıkış yaparken de bu durum bir sorun teşkil edebilir.

Bu durumda yapılması gereken ise, askerlik şubesine derhal gitmenizdir. Tercihen kütüğünüzün bağlı olduğu askerlik şubesine gitmeye çalışın derim. Çünkü istanbulda ikamet eden arkadaşların hepsi, istanbuldaki askerlik şubelerinin yoğunluğundan haberdarlar. Oturma iznine başvuracağız ve her gün bizler için çok önemli. bu işlerin istanbuldan yapılması 1 haftayı bulabilir benden söylemesi.

Şimdi; şubenize gittiğiniz vakit,kaçırdığınız her celp için ayrı ayrı ikişer tane dilekçe ve ifade istenecek. İfadelerinizi veriyorsunuz ve sizi yurtdışına çıkabilmenize imkan verecek bir celbe atıyorlar. Ayaklarınızla şehrinize dönebilirsiniz. Kelepçesiz. Ancak,,, son muayenenizin üzerinden 2 yıl geçmiş ve tecil süreniz dolmuş ise size malesef kötü haberlerim var. Paçayı sıyırmanız zor görünüyor. Hatta, belgeli bir şekilde -yeniden- öğrenci olduğunuzu ibraz etmeniz bile yetmeyebilir. Tecil süresini geçmemeniz çok çok önemli. İsminizi sevk listesinde görmek istemezsiniz o aşamada. Sadece bakaya kaçağıysanız yukarıda anlattığım koşullar geçerlidir. Çok dikkatli olun derim, çünkü bilgiler sıcaktır, taze bir şekilde askeri memurlardan bizzat alınmıştır.

Peki; yurtdışına öğrenci olarak ayak bastınız. Bundan sonra ne olacak? -Bu bilgiyi de YÖK genel müdürlüğüyle konuşarak aldım-,,, şu olacak, okula başladığınız andan itibaren, sizi attıkları celbi geçirmemek koşuluyla,öğrenci olduğunuzu belgeleyen evrakla Stockholm eğitim müşavirliğine gitmeniz gerekiyor.Eğitim ateşelikleri aracılığıyla da tecilinizi yenileyebilir ve nihayet meşrulaştırabilirsiniz.

Arkadaşlar tekrarlıyorum, bu konu kesinlikle ihmal edilmemesi, ertelenmemesi gereken bir konu. Uzunca bir zaman emek verip isveçe yüksek lisansa kabul edildiğinizde o zafer sarhoşluğuyla bunu atlamayın. Aksi halde ziyadesiyle emek verip kazandığınız bu hakkı kaybedebilirsiniz. o 3,5 luk süreci tanıdığım için bunları söylüyorum. :)

Kolay gelsin.