Showing posts with label handels. Show all posts
Showing posts with label handels. Show all posts

Monday, April 21, 2014

Paskalya bayrami candir!

Paskalya bayrami nedeniyle 4 gun tatili firsat bilip, esimle beraber Stockholm'un altini ustune getirdik. Havalar harika ve insanlar "normal" insan moduna geri dönmeye basladilar. Isvec'in en sevdigim aylari Nisan ve Mayis aylaridir, cunku havalarla beraber insanlar ve hayat o kadar pozitif olmaya baslar ki - asansörde sen varsin diye merdivenlerden yuruyerek cikmayi tercih eden 50 yasindaki komsu teyzen bile sana selam verebilir - tadindan yenmez.

Hadi artik, o zaman yazliklar ciksiiinnnnnn!!!

Friday, February 27, 2009

Master Tezi Icin Sirket Bulmak

Isvecdeki master egitimimi tamamlamak uzereyim, sedece 3-4 ayim kaldi ve yasadigim zorluklardan biriside tez icin sirket bulmakti. Isvece master egitimi icin gelen ogrencilerin en buyuk dertlerinden birisidir master tezini yazmak icin sirket bulmak. Cunku sirketlerden bazilari Isvecce konusmanizi isterler- ben KTH de yaz kurslarina gittim ve interemediate seviyede Isvecce biliyorum ama bu bile yeterli degil- yada sizin bolumunuze uygun olmayan konularda isler teklif ederler. Aslinda Stockholmde olmanin en buyuk avantajlarindan biriside, burda bir cok firmanin bulunmasi dolayisiylada en azindan diger sehirlere gore daha cok imkan sunuyor olmasi. O yuzden ufak sehirlerde tez icin sirket bulmak bence Stockholme gore en az 2-3 kat daha zordur.

Gelelim benim yasadiklarima ve size tavsiyelerime. Benim master yaptigim alan girisimcilik oldugu icin ister istemez bir cok farkli event, toplanti, egitim gibi etkinliklere katilma sansim oldu. Ve bu eventlerde tanistigim insanlarla iliskilerimi her zaman guclu tuttum. Insanlarla olan iliskileriniz bence her zaman en onemli etkendir biryerlere gelebilmekte. O yuzden ikili iliskiler kurun ve cevrenizi genisletin. Bir diger tavsiyemde aktif olun. Isvec ozellikle kisin cok donuk bir yerdir. Karanliga, kisa kendinizi kaptirmayin. Surekli aktif olun ve cevrenizde olup biten kariyer eventlerine, topluluklara, gruplara, egitimlere, workshop lara katilmaya ve ordan cevre yapmaya calisin.

Diger bir tavsiyemde, iyi bir CV ve Cover Letter yazip sirketlere yollayin. Size o anda uygun olan isler olmasa bile; "I have seen your company's web site and what you are doing is really interesting for me" gibisinden bir mail le CV nizi ve Cover Letter inizi yollayin. Emin olunki seveceklerdir. Ama bunu yaparken cok dikkatli olmaniz lazim, sakin asiriya kacmayin -unutmayinki bu sirketler ogrencilerden surekli bu tur mailler aliyorlar-.

Benim bolumumde yaklasik 20 kisi var ve bunlardan sadece 3-5 tanesi sirketlerde master tezi yapabilme sansi buldular ve tez bulmalarindaki en buyuk nedenler

1- Kisisel iliskiler
2- Guzel bir CV ve Cover Letter la yapilan basvurular
3- Ne istedigini bilen ogrenciler olmalari

Bence sizde Isvecde egitiminizi bitirmeden once tezinizi bir sirkette yazmaya calisin. Bu sayede hem tecrube kazanmis olursunuz hemde ilerisi icin is imkanlarinizi artirirsiniz.

Hepinize basarilar dilerim

Friday, February 6, 2009

Suşi

Gecenlerde Gökhanla işsiz bir gunumuzde aramizda aynen su konusma gecti;

Gokhan: Abi biz cok kazmayiz surekli kebap yiyoruz
Alper: Ben memnunum valla, Adanada olsam her gün yerim
Gökhan: Lan olum, o kadar yurt dısında kaldık bir başka ülkenin yemegini yemedik nerdeyse
Alper: Haklısın aslinda biz biraz kazmayiz
Gökhan: O zaman kazma olmadigimizi kanitlamamiz lazim
Alper: Ne yapalim
Gökhan: Bundan sonra her ay baska bir ülkenin mutfagindan yemekler deneyelim, bu ayda suşi ile baslayalim
Alper: Emin misin?
Gökhan: Gel gel

Iste bu konusmanin ertesi gunu ogle yemeginde Gökhanla beraber suşi yemege gittik. Aslinda davulun sesi uzakdan hos gelirmis derlerya, aynen bizede suşi nin kokusu uzakdan hosgeldi galiba. Ben zaten Adanali biri olarak, Türk mutfagindan baska bir mutfagi (Italya haric) pek begenmiyorum ama oldu olacak bir deneyelim dedik, kazma olmadigimizi kanitlamak icin. Ve fotografinida gordugunuz değişik suşi ceşitlerinden; "abi cek ortaya bir karişik" hesabi aldik. Benim favorim en bilinen türü yani; pirinç üzerine yatırılan çiğ balıkla yapılan nigiri suşi oldu. Aslinda bu Japon mutfağında sirkeli pirinç pilavı ile hazırlanan yemekler değişik bir tad veriyor insana ama benim en son kararim; zorda kalirsam yerim ama normalde yemem.

Monday, September 29, 2008

Skansen

Hafta sonu havanin iyi olmasini (yaklasik 14-15 derece, hafif gunesli, soguk bir hava. Ama burda anca bu kadar bulabiliyoruz) firsat bilip Gokhanla beraber Skansen's gittik. Skansen isvecin ilk acik hava muzesi ve hayvanat bahcesi. Stockholmde Djurgården diye bir adanin uzerine insaa edilmis bu tatli mekan size endustri devriminden once Isvecin farkli yerlerindeki insanlarin nasil yasadiklarini gosteren bir acik hava tarih muzesi. Bu tatli mekan, 1891 Artur Hazelius (1833-1901) diye birisi tarafindan insaa edilmis.

Aslinda mekana ilk girdiginizde size cokda farkli gelen bir sey yok. Bildiginiz bir hayvanat bahcesi iste. Ama bana en ilginc gelen nokta, mekanin icerisinde 2 farkli topluluk olmasiydi. 1- ziyaretciler, 2- orda yasayan halk. Sanki cidden orda hala bir grup insan eskiden nasil yasiyorlarsa hala oyle yasiyor gibiydi. Bu insanlari gormeye gelen "modern cag" insanlari ise onlari sasgin gozlerle suzuyor, adeta eski Isvecin tadina variyorlardi. Benim aklima direk, bu insanlar eskiden, teknoloji bu kadar ilerlememisken, o karda kisda nasil olmusda yasamislar? Cidden bunu cok merak ediyorum. Eger bilen varsa bana yazsin, anlatsin bunu.

Icerde pazar yerinde insanlar kendi yetistirdikleri elmalarini, havuclarini falan satiyorlardi. Ayiptir soylemesi bizde aksam iftardan sonra yeriz diye 1 kilo elma aldik. Aksam afiyetle yedik. Cidden elmalarinin tadi bir harikaydi. 5 tane elmayi 10 SEK, yani 2 YTL ye aldik. Bilmiyorum ucuz mu pahali mi ama bana uygun geldi fiyati. Icerde ev yapimi recel satan teyzeler falan gormekde ilgincdi.

Bir baska hosuma giden sey ise, muziklerdi. Bizimde anadoluda cok guzel cok farkli ezgilerimiz var. Bence bizimde bunlari turistlere gostermemiz, tanitmamiz lazim. Ama bana kalirsa avrupaya "bakin bizde sizdeniz, ayni sizin gibiyiz" demeye calismak yerine. "Biz sizden farkliyiz, kuzey afrikadan rusyaya, cinden avrupaya, irana kadar heryere az cok komsulugumuz var, sinirimiz var. Biz farkliyiz, bizde farkli guzellikler ozellikler var" demek daha mantikli. Iste o zaman onlar bizi anlamaya calisacaklardir. Aksi takdirde onlarin basarisiz birer kopyalari olmakdan ileri gidemeyecegiz malesef.

Neyse daha fazla kafanizi agritmdan, sizleri Skansenin o guzel muzigi ve icerde cektigim fotograflarla basbasa birakayim.



Skansenden ilginc bir kac kare...











Saturday, September 27, 2008

Türkce ne kadar türk? / Hur turkiskt är turkiska?

Bu gun butun hafta calismanin verdigi yorgunlugu biraz olsun atmak, birazda sosyallesmek icin, İsveç - Türk Düşünce ve Kültür Derneği, hem Türk Dil Bayramı hem de Avrupa Dil Günü olan 26 Eylül vesilesiyle düzenlediği seminere katildim. Ortalama 25-30 kadar Turk vatandasimizin bulundugu bir seminerdi. Konusmaci Memet Aktürk, dilbilimci ve Stockholm Üniversitesi ikidillilik araştırmaları merkezi doktora öğrencisi, bence oldukca ilginc noktalara degindi.

Turklerin tarihindan baslayip, tarih boyunca etkilesimde olduklari iranlilar, araplar, çinliler, hintler ve bir cok diger milletden aldiklari kelimeleri ve bunlarin tarihlerini anlatti. Ben kendimi cokda bilgili gormuyorum bu konuda ama seminerin olumlu ve faydali gectigini dusunuyorum. Seminerden aklimda kalan ilginc bir nokta ise; bazen halklarin arasinda soylenen inanilan seylerle, dilbilimcilerin inandigi seylerin farkli olduguydu.

Benim kisisel fikrim, dilimizin aslinda bizim kulturumuzu ve gecmisimizi aynen yansittigi yonunde. Politik yada dinsel acidan bakmaksizin, dilimizde farkli milletlerden, dinlerden, kutlurlerden kelimeler olmasida bence dilimizin ve tarihimizin zenginliginin bir gostergesidir.Daha fazla bilgi ve gelecek seminer/egitim/aktiviteler icin bu linke bakabilirsiniz.